Ana içeriğe atla

Kayıtlar

Ocak, 2020 tarihine ait yayınlar gösteriliyor

Distopya

Distopya Yaşadığımız toplumda karşı cins olmasa nasıl olurdu hiç düşündünüz mü? Josh Malerman Teftiş adlı romanında bir distopya olarak bunu anlatıyor. Şuan yaşadığımız toplumda yani kadın cinayetlerinin ve tecavüzlerin sıkça görüldüğü sıralarda birçok kadın bunun ütopya olduğunu bile söyleyebilir.  Romanda  bir grup çocuk deneye tabii tutuluyor. Onlara, karşı cins ve dinlerden bahsedilmiyor. Sanki aynı cins birbirine aşık olamaz, insanlar bir din yaratamazmış gibi.  Bir inanca bağlı olmanın, birilerini sevmenin zayıflık olduğuna inanan insanların kendi üst versiyonlarını yaratabileceklerine inançları tam. Ama kitabı düşünmezsek; sadece dinin ve cinselliğin olmadığı bir Dünya nasıl olurdu? İnsanlar bir inanca sahip olmak istemezler miydi? Bu bir ihtiyaç değil mi? Ne kadar bastırılmaya çalışılsa da insanın zaman zaman  bir şeye inanma ihtiyacı duyduğunu düşünüyorum. Hiç bir şeye inanmıyorum diyen insan yalan söylüyordur. Neye inandığı hangi dine mensup olduğu öne...

Başlangıcı hatırla

Başlangıcı hatırla Bu sözü kimden duyduğumu ya da nereden gördüğümü hatırlamıyorum bile. Gerek de yok sanırım... Önemli olan  bıraktığı his. Ne yaşarsak yaşayalım ne olursa olsun bir başlangıç ve bitiş oluyor. Tabii kim ne kadar fark edebiliyor tartışılır. Klişeleşmiş bir kalıp vardır 'Her yeni bir gün başlangıçtır.' Bu kalıplar klişe iken  insanların fark etmemesi aptallık değil de nedir? Hayatımız her zaman  iyi ya da  kötü gitmez, ki zaten gitmemeli de. Monoton bir hayatı kim ister? İsteyen birileri çıkar elbet onlar yavaşça buradan uzaklaşsın... Fark edemediğin bir şeye başlayamazsın. Önce sor  bakalım kendine nasılsın, ne yapmak istiyorsun?Bunları sormadan, cevap veremeden bir ömür geçiyor. Ben kendime sordum ve buradayım. Şuan bunu yapmak istiyorum. Sen ne istiyorsun? Muhtemelen cevabın umurumda olmayacak herkes gibi. Ama sen umursa ne istediğini bil ve başla. Ben başlıyorum...