Ana içeriğe atla

Distopya

Distopya

Yaşadığımız toplumda karşı cins olmasa nasıl olurdu hiç düşündünüz mü? Josh Malerman Teftiş adlı romanında bir distopya olarak bunu anlatıyor. Şuan yaşadığımız toplumda yani kadın cinayetlerinin ve tecavüzlerin sıkça görüldüğü sıralarda birçok kadın bunun ütopya olduğunu bile söyleyebilir.
 Romanda  bir grup çocuk deneye tabii tutuluyor. Onlara, karşı cins ve dinlerden bahsedilmiyor. Sanki aynı cins birbirine aşık olamaz, insanlar bir din yaratamazmış gibi.
 Bir inanca bağlı olmanın, birilerini sevmenin zayıflık olduğuna inanan insanların kendi üst versiyonlarını yaratabileceklerine inançları tam. Ama kitabı düşünmezsek; sadece dinin ve cinselliğin olmadığı bir Dünya nasıl olurdu?
İnsanlar bir inanca sahip olmak istemezler miydi? Bu bir ihtiyaç değil mi? Ne kadar bastırılmaya çalışılsa da insanın zaman zaman  bir şeye inanma ihtiyacı duyduğunu düşünüyorum. Hiç bir şeye inanmıyorum diyen insan yalan söylüyordur. Neye inandığı hangi dine mensup olduğu önemli değil. Önemli olan ortada bir inancın olması.
Tarihe bakıldığı zaman; insan ilişkilerinde din ve cinsellik her zaman sorun olmuş. Adem ve Havva'nın Dünya'ya gönderilmesinin sebebi  her zaman Havva'nın Adem'in aklına girip onu günaha yöneltmesidir. Kadının (cinselliğin) hem dinden uzaklaştırdığı hem de erkeğin düşünmesini engellediği ortaya çıkıyor. Tarihin eskisi gibi devam etmesini isteyenler buna inanmaya devam edecek sanırım ama neden bunları sorun olarak görmeyi bırakmıyoruz? Belki de sadece sorun odaklı yaşadığımızdandır.

Distopya=https://tr.wikipedia.org/wiki/Distopya
Ütopya=https://tr.wikipedia.org/wiki/%C3%9Ctopya

Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

Hakkını Arayan Doğa...

Hakkını Arayan Doğa... Uzun yıllardır tüm dünyayı böyle bir olay etkilememiş. Aslında böyle bir durum içinde bulunmak hem tedirgin edici, hem korkutucu aynı zamanda heyecan verici. Şimdi diyebilirsiniz , kim bu durumda heyecanlanabilir? İlk okulda 20-30 yıl öncesi anlatılırken anneme soruyordum o zamanları nasıl geçirebildiklerini ve annem bana çok normal konulardan bahseder gibi anlatıyordu. Bunun nedenini şu an anlıyorum. Kimileri umursamazca hayatlarına devam ediyor, kimileri hastalığa rağmen işe gitmek zorunda kalıyor, kimileri de ki bunlar, en tehlikeli olan cahil grup. Hiçbir şey yokmuş, virüs onlara zarar veremezmiş gibi hayatlarına devam ediyorlar. Yine de herkes bir şekilde baş ediyor. Sanırım bundan 20 yıl sonra da aynı bende olduğu gibi küçük çocuklar için merak uyandırıcı olacak ve bu günleri nasıl atlattığımızı soracaklar. Bende annem gibi cevap vereceğim, tabii bu günleri sağlıklı atlatabilirsem. Bir de benim için  korkutucu olan ve merak uyandıran bu günlerden son...

'Fake It Till You Make It'

'Fake It Till You Make It' İngilizce bir deyişten bahsetmek istiyorum bugün. Türkçe çevirisini -yapıncaya kadar taklit et- yani  -miş gibi yapmak diye çevirebiliriz. Bunun özü yapmak istediğiniz bir şeyi yapana kadar yapıyormuş gibi yapmak. Ne çok yapmak dedim ama... Yıllar önce bu deyişi görmüştüm ama 2 hafta önce karşıma çıkana dek hayatımda farklı anlarda uygulamış olduğumu ve hatta işe yaradığını fark etmemiştim. Bir sunum yapacağım zaman  o heyecana kapılmayıp bu konuda profesyonel-miş gibi yapmanın fayda sağladığını gördüm ya da mutsuz bir günümde mutluymuş gibi yapmanın daha sonrasında gerçekten mutlu edebildiğini. Bunun üzerine biraz araştırma yaptım ve karşıma TED konuşmasında  bunu bir döngü gibi açıklayan Amy Cuddy'e denk geldim. Söylediği ise davranışlarımızın vücut ve zihnimizde nasıl birleşip etki edebildiği idi. -Vücudumuz zihnimizi değiştirir, zihnimiz davranışlarımızı değiştirebilir ve davranışlarımız da sonuçları değiştirebilir.- Yapılan araştırmalarda...