İnsanın Yegâne Güdüsü
-Kendi Onayını Güvence Altına Almak-
Size yaptığınız eylemlerde her zaman önce kendi iç rahatlığınızı düşünüyorsunuz desem ne dersiniz? Tabii bunlara yaptığınız iyilikler, sorumluluklar ve sevginizi de dahil etsem. Mark Twain ''İnsan Nedir?'' adlı kitabında bu konuda yepyeni bir bakış açısı kazanmamızı sağlıyor.
Kendinizi düşünün, yaşantınızda kaç kere yapmak istemediğiniz bir şeyi yaptınız? Bunun söylediğimle çeliştiğini düşünebilirsiniz. Örneklendirmek gerekirse mesela sırf ailesi istediği için binlerce çocuk istemediği işleri yapmak zorunda kalabiliyor. Bunu yapan çocukların kendi iç rahatlığının olmadığını düşünüyorsanız yanılıyorsunuz çünkü kişi ailesinin istediği şeyi gerçekleştirdiğinde, ailesinin tatmin oluşu aslında onu iç huzura kavuşturacak olandır.
Muhtaç bir insana yardım etmenizdeki amaç onun iyiliği değildir. İlk amaç her zaman kendi onayınızdır. İkinci olarak karşı tarafın iyiliği düşünülür. Mesela birine maddi yardım yaptığınızda çok mutlu olursunuz ama pinti insanlar yardım yapmadıklarında daha çok mutlu olurlar. Bakıldığı zaman herkes kendi mutluluğunun peşinde. O zaman neden yardım etmeyenler kötü olarak adlandırılıyor da edenler alkışlanıyor? Sonuçta herkes ilk etapta kendisini düşünüyor.
Bu söylenenler çok acımasız görünüyor olabilir ama Mark Twain, bunun önüne geçilebilecek tek olgunun eğitilmiş vicdan olduğunu söylüyor.
Bebekler doğdukları zaman doğru ile eğriyi ayırt edemiyorlar. Ayırt edebilmeleri de eğitimle mümkün oluyor. Eğitimden kastım ebeveynler, öğretmenler, dinler, kitaplar ve beşikten mezara kadar durmaksızın çalışan etkiler.
O halde diyebilirim ki herkes istemediği bir durumun ortasında kaldığında kendi iç huzuruna kavuşacak bir şeyi elbet bulur.
-Kendi Onayını Güvence Altına Almak-
Size yaptığınız eylemlerde her zaman önce kendi iç rahatlığınızı düşünüyorsunuz desem ne dersiniz? Tabii bunlara yaptığınız iyilikler, sorumluluklar ve sevginizi de dahil etsem. Mark Twain ''İnsan Nedir?'' adlı kitabında bu konuda yepyeni bir bakış açısı kazanmamızı sağlıyor.
Kendinizi düşünün, yaşantınızda kaç kere yapmak istemediğiniz bir şeyi yaptınız? Bunun söylediğimle çeliştiğini düşünebilirsiniz. Örneklendirmek gerekirse mesela sırf ailesi istediği için binlerce çocuk istemediği işleri yapmak zorunda kalabiliyor. Bunu yapan çocukların kendi iç rahatlığının olmadığını düşünüyorsanız yanılıyorsunuz çünkü kişi ailesinin istediği şeyi gerçekleştirdiğinde, ailesinin tatmin oluşu aslında onu iç huzura kavuşturacak olandır.
Muhtaç bir insana yardım etmenizdeki amaç onun iyiliği değildir. İlk amaç her zaman kendi onayınızdır. İkinci olarak karşı tarafın iyiliği düşünülür. Mesela birine maddi yardım yaptığınızda çok mutlu olursunuz ama pinti insanlar yardım yapmadıklarında daha çok mutlu olurlar. Bakıldığı zaman herkes kendi mutluluğunun peşinde. O zaman neden yardım etmeyenler kötü olarak adlandırılıyor da edenler alkışlanıyor? Sonuçta herkes ilk etapta kendisini düşünüyor.
Bu söylenenler çok acımasız görünüyor olabilir ama Mark Twain, bunun önüne geçilebilecek tek olgunun eğitilmiş vicdan olduğunu söylüyor.
Bebekler doğdukları zaman doğru ile eğriyi ayırt edemiyorlar. Ayırt edebilmeleri de eğitimle mümkün oluyor. Eğitimden kastım ebeveynler, öğretmenler, dinler, kitaplar ve beşikten mezara kadar durmaksızın çalışan etkiler.
O halde diyebilirim ki herkes istemediği bir durumun ortasında kaldığında kendi iç huzuruna kavuşacak bir şeyi elbet bulur.
Yorumlar
Yorum Gönder